Kategoriler
iklim değişikliği PALEOİKLİM

İklim Değişikliği ve Kömürün Hüzünlü Tarihi

Jeolojinin derinliklerinde, Karbonifer döneminde, dev böceklerle devasa eğrelti otlarının yattığı yerde, kömürün ve iklimin ortak bir sırrı var.

Kömür, yapay zekanın tanımıyla: genellikle organik madde içeren kayaların termal ve basınçlı koşullar altında kömürleşmesiyle oluşan bir fosil yakıttır. Kömür, genellikle bitki materyalinin kömürleşmiş kalıntılarından oluşur ve esas olarak karbon içerir.

ChatGPT’nin bu versiyonu hiç iyi değil. 

Gelin ben size daha sade bir dille anlatmaya çalışayım. Bunu yaparken de, geçen videoda kaldığımız yerden,  iklim alanındaki en büyük sorulardan birine yanıt aramaya devam edelim.

Hazırsanız başlıyorum demeden önce geçtiğimiz videoların bir özetini geçmek istiyorum:

  • Dünyanın oluştuğu ilk dönemde günümüzdeki gibi bir atmosferi olmadığından, bu evrede atmosferde oksijen yerine bol miktarda metan ve karbondioksit bulunduğundan.
  • Dünyanın yüzeyinin henüz soğumadığından ve bu çok sıcak jeolojik zaman diliminin “Hadean” olarak adlandırıldığını bunun da Yunan mitolojisinde yeraltı ve ölülerin tanrısı Hades’ten geldiğinden – yok bu kısmı anlatmamışız ama ben tarihin dedikodusu seviyorum- bahsetmiştik.
  • Şunu iyi kavramamız gerekiyor, atmosfer kapalı bir sistem. (Aslında literatürde dünya madde alışverişine kapalı ama enerji alışverişine açık bir sistem olarak geçer ancak burada anlaşılması için basitleştirdim.) 2.5 milyar yıl önce, ortaya çıkan siyanobakteriler (siyanobakteriler pek çok kaynakta hala mavi yeşil alg sınıfında geçseler de bu eski bir bilgi ve alglerden daha basit yapıdalar) su sayesinde fotosentez yapabildiler ve böylece sera gazlarını atmosferden çekerken, atmosferde oksijen birikimini sağladılar. Ama siyanobakteriler bunu adeta yarınlar yokmuşçasına yaptıları için, güneşten gelen ısıyı bir battaniye gibi tutan sera gazı emisyonlarında düşüşe neden oldular, bu da dünyayı bir soğuna evresine soktu.

Eğer o videoyu henüz izlemediyseniz, bundan videodan önce izlemeniz için linkini aşağıya bırakıyorum. Gelelim 1. yok oluştan, jeolojik ismiyle  Geç Ordovisiyen-LOME ya da Ordovisyen-Silüriyen  yok oluşunun sonrasına. 

O dönem için bildiğimiz deniz türlerin %86’sını yok eden 1. yok oluştan sonra, iklimin yavaş yavaş ısınmasıyla beraber biyoçeşitlilik yaklaşık 5 milyon yılda toparlandı. Denizlerdeki canlıların ve bitkilerin hakim olduğu bir dönem başladı. Bitkiler denizlerden çıkıp karalara yayılmaya başladı. Şimdilik fosil kayıtlarına ulaşabildiğimiz en eski karasal bitkiler yaklaşık 470 milyon yıl önce ortaya çıktılar. Hatta bu bitkilerin iyi korunan fosil örneklerinden biri de Türkiye’de kayda geçti.

Fosil kayıtlara göre bilinen en eski bitki türleri yosun liken gibi yatay büyüyen türler iken sonraki türler yer çekimine dayanabilen bir gövde geliştirmeyi başarmıştı (Cooksonia, Steganotheca)  

Aseksüel üreyen, böyle diyince ilginizi çekti di mi, Asexual reproduction terminolojisini Türkçemize eşeysiz üreme diye çevirmişler, eşeysiz yani en ilkel bitki üreme biçimi olan sporla üreyen bu bitkiler daha çeşitlendiler (nothia, asteroxylon, rhynia, horneophyton, aglaophyton) Hayır henüz yaprak ve çiçek geliştiremediler, o tepelerindeki şey çiçek değil sporları. Bitkiler fotosentez yapmaya devam ettiler ve ilk karasal ekosistemi oluşturmayı başardılar. 

İlk ormanların ortaya çıkması fosil kayıtlar bulundukça geriye tarihleniyor, daha bir kaç yıl önce Mısır’daki keşfedilen bir fosile göre bu çiçeksiz sporla sahip bitkiler orman oluşturmayı başardılar. Hem de ne orman. 380 milyon yıl önce Ülkemizin kuzeyinde de bugün bol miktarda görebileceğimiz iki bitkinin atası devasa miktarda büyüdü. Eğrelti otlarının atası 40 metreye, bol miktarda silkat bulundurduğu için şampuanların içinde bugün kullanılan at kuyruğu bitkisinin atası 10 metre uzunluğuna ulaşıp ağaç olmayı başarmış. Gölgesinde dinlenecek pek bir hayvan olmasa da. Oksijen üretimi suda ve karada son hız devam ederek, enteresan birşey oldu; ikinci kitlesel yok oluş.

İkinci kitlesel yok oluş yaklaşık 380 milyon yıl öncesi civarında 25 milyon yıllık uzun bir dönemde tek değil bir kaç olay etrafında gerçekleşti. Bu  2. yok oluşa, jeolojik adıyla Devoniyen yok oluşuna ya ani bir küresel soğumanın veya ısınma, ya da okyanuslardaki O2 seviyesinin düşmesi yol açtı. Elimizde 1. yokoluşa göre daha az kayıt olduğu için bu dönemdeki sera gazı emisyonlarına ilişkin henüz bir kesinlik yok. Belki bir gün aramızdan bu tartışmaya son noktayı koyan bir bilim insanı da çıkar.

Ancak bazı konularda hem fikirleriz; 1. yok oluşa göre, 2. yok oluşta daha az tür kaybının yaşandı ve çoğunlukla deniz ekosistemi etkilendi. Örneğin tiktaalik gibi karaya çıkmaya meraklı bu türün ya da zırhlı balıkların (Coccosteus, Rhenanida, Phyllolepida, Antiarchi, ailenin en ünlüsü Dunk/Dunkleosteus) nesli tükendi. Zırhlı balıklar ısırmayı ilk öğrenmiş canlılardan, ısırmak derken küçük balık ısırmalarından bahsetmiyoruz, 10 metreyi aşan bu canlılar (Dunk gibi) yaşasaydı bir uzvumu değil muhtemelen beni tamamiyle yutabilirdi. 

Ancak canlılık geri kalan türlerle devam etti, değişti, evrildi,  tekrar kendini toparladı, kara ekosistemlerinin daha az etkilenmesi sayesinde fotosentez son sürat devam etti, ve bilin bakalım bu oksijen bolluğu hangi türe yaradı? Şehir efsanelerinde “Dinozorların atlatamadığı meteor çarpmasından bile sağ çıktı” dediğimiz adeta hayata hayata sıkı sıkı tutunma timsali hamam böcekleri ve çetesi. Karbonifer olarak adlandırılan ve bitki büyümesinin şahlandığı bu dönemde, dev eğrelti otları, at kuyruğu ve eski damarlı devasa “ağaçların” gölgesinde hamam böceklerinin, akreplerin ve yusufçukların ataları bu dönemde O2 bolluğunun tadını çıkarıyordu. 

360 milyon yıl önce bitki, böcek ve sürüngenlerin hakim olduğu bu dönemde, fotosentez sayesinde oksijen miktarı öyle bir yükseldi ki, şu anda atmosferin %21’ini oluşturan O2, o dönemde atmosferin %35’ini oluşturuyordu. Size tam bir rakam verebildiğim bu kaydı, bitki fosillerinden biliyoruz. Elimde bir mikroskobum olsaydı yaprağın altında fotosentez ve solunum için gerekli gaz alışverişini sağlayan stomaları gösterebilirdim. O dönemde bu bitkilerde yaprak olmadığı için stomalar gövdelerindeydi ve fosil kayıtlarındaki stomaların büyüklüğüne göre bilim insanları bir tahminde bulunabiliyor.

O2 ve gıda bakımından zengin bu dönemde sayesinde bazı kırkayak türlerinin boyu 3 metreye kadar, bazı yusufçuk türlerinin kanat açıklığı 73 cm ye kadar ulaştı. Bu birinci tür otobur da, ikinci tür otobur değil. 

Bu dönemin “Karbonifer” olarak isimlendirilmesinin nedeni var. Bu devasa bitki ve hayvanlar öldüklerinde zaman birikerek organik madde yığını oluşturdular. Bu maddeler de zaman içerisinde toprak ve çamurla birlikte tortul tabakaların altında gömüldü. Atmosferdeki O2 seviyesinin yoğunluğu bu ormanların yanması kolaylaştırdı ve arttırdı. Yüksek sıcaklık ve basınç altında bu maddelerin içerdiği karbon yoğunlaştı ve kömür oluşumu başladı.

Karbonifer ormanları jeolojik katmanlara gömülürken, atmosferden yüksek miktarda CO2 de çektiler, böylece O2-CO2 dengesi tekrar düzenlenmiş oldu ve dünya bir soğuma sürecine girdi. Muhtemelen dünyada yaşamış en büyük yusufçuk bu dönemde son kez kanat çırptı.

Bilim insanları bu buzul çağını, Karbonifer döneminin kapanıp Permiyen döneminin başlatan olay olarak kabul ettiler. O dönemde kıtaların güney yarım kürede kutba yakın bir yerde durmasının, Pangea süper kıtasına doğru hareket etmesinin de, buzul örtülerininin oluşmasını kolaylaştırdığı düşünülüyor.

KÖMÜR ORMANLARI

Bugün ülkemizde özellikle Zonguldak, Bartın ve Karabük gibi bölgelerde Karbonifer dönemine ait bu kömürü çıkarılıp kullanılıyoruz ve böylece oksijenle yakılarak atmosfere bir sera gazı olan CO2 bırakıyoruz.

Bir sonraki hafta dinozorları ve onların yok eden şeyin sadece göktaşı olup olmadığını inceleyecek ve iklim tarihinde daha yakın tarihe geleceğiz.

Bir sonraki videoda görüşmek üzere, şimdilik hoşçakalın. 

Ek bilgiler:

İlkel ağaçların sporlarını korumak için geliştirdikleri kese yapısı: https://species.wikimedia.org/wiki/Lepidodendraceae

Karbonifer ormanlarının detaylı bilgisi: https://www.indefenseofplants.com/blog/2018/11/13/the-rise-and-fall-of-the-scale-trees

Karbonifer forest stimulator: https://www.youtube.com/watch?v=-PusPRThWuo

Geç Devonian dönemi kıta oluşumu ve kömür oluşumu üzerine: https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0921818118306258

Karboniferde yangın: https://paleoplant.blogspot.com/2015/10/the-origin-of-fire-on-earth.html

Karbonifer canlılarının 3D görselleştirilmesinin devam ettiği bir forum: https://www.thefossilforum.com/topic/116310-3d-simulation-of-extinct-biomes/page/6

https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/0034666795001190 https://www.researchgate.net/publication/309439742_Climate_pCO2_and_terrestrial_carbon_cycle_linkages_during_late_Palaeozoic_glacial-interglacial_cycles https://emagazine.com/carbon-in-trees/ https://www.britannica.com/science/Devonian-Period/Plants#ref913581 https://www.scientificamerican.com/blog/observations/ancient-armored-fish-had-first-bad-bite/ https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0130127 https://www.arkeolojisanat.com/shop/blog/ingiltere-sahilinde-27-metrelik-kirkayak-fosili-bulundu_3_1349628.html https://www.zonguldakgeopark.com/kesfet/jeolojik-miras https://paleoplant.blogspot.com/2015/10/the-origin-of-fire-on-earth.html https://museum.wales/articles/1243/How-coal-cooled-the-climate-300-million-years-ago/ https://museum.wales/articles/1243/How-coal-cooled-the-climate-300-million-years-ago/ https://species.wikimedia.org/wiki/Lepidodendraceae https://www.indefenseofplants.com/blog/2018/11/13/the-rise-and-fall-of-the-scale-trees https://themeaningofwater.com/2022/10/02/from-giant-tree-to-little-plant-equisetum-a-study-an-evolution/ https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0921818118306258 https://species.wikimedia.org/wiki/Lepidodendraceae https://www.indefenseofplants.com/blog/2018/11/13/the-rise-and-fall-of-the-scale-trees https://themeaningofwater.com/2022/10/02/from-giant-tree-to-little-plant-equisetum-a-study-an-evolution/

Bu ve sitemdeki tüm video metinleri benim tarafımdan Youtube platformundaki videolarım / podcastlerim için oluşturulmuş olup, anlattığım konuların kaynaklarını gösterebilmek, ziyaretçileri araştırmaya teşvik etmek için websitemde yayınlanmıştır. Metnin tüm hakları bana ait olup, videodaki metin ile buradaki metin arasında, hikaye anlatım stilimden kaynaklı -doğal olarak- farklar bulunmaktadır.